SARIKAMIŞ FACİASININ EVVELİYATI

SARIKAMIŞ FACİASININ EVVELİYATI
03 Ocak 2015 Cumartesi 16:10

SARIKAMIŞ FACİASININ EVVELİYATI

23 Ocak 1913 tarihinde etrafındaki fedaileri ile darbe yapan Yarbay Enver Bey liderliğindeki İttihatçılar, kısa zamanda bir dikta rejimi kurdular. Muhalif siyasetçileri ve gazetecileri gemilere koyup Sinop’a sürgün ettiler. Dikta rejimlerinde ‘eleştiri’ bitince, ilk olarak ‘ortak akıl’ yok olur. Yandaşlık, kayırmacılık ve çalışmadan yükselmek norm hâline gelir. Atamalarda kıdem ve liyakat ilkesi unutulur. Enver Bey’in engellenemeyen yükselişi de şöyle: Önce Sultan Reşat’ın yeğeni Naciye Sultan ile evlenerek saraya ‘damat’ olur. Evlilik sayesinde kendisini ‘Paşa’ yaptıran Enver Bey, 33 yaşında Harbiye Nazırı olarak atanır. Hemen orduda temizlik hareketine girişerek, 1100 muhalif subayı ordudan atar. Almanlarla gizli anlaşma imzalayan, 29 Ekim 1914 günü Rus limanlarına saldırarak ülkeyi savaşa sokan İttihatçılar, Turancı fetih hayallerine kapılırlar. Hesapta, Osmanlı Ordusu Kafkasya’ya girip Müslümanları ayaklandıracaktı!
Tüm dikta rejimlerinde ‘çapsız’ liderler, kendilerini ‘dev aynasında’ görürler. Yeteneksizliklerini de herkesi susturarak, şiddetle örtmeye çalışırlar. Savaşın başında Alman Ordusu, Tannenberg’de Rus 2. Ordusu’nu çevirme harekâtı ile imha etmişti (26-30 Ağustos 1914). Savaşı yöneten Alman generalleri Erich Ludendorff ve Paul von Hindenburg, Almanya’da milli kahraman olurlar. Enver Paşa, “yahu, benim neyim eksik” demiş olmalı ki Osmanlı Genelkurmayındaki Almanlar, benzer bir çevirme harekâtını Sarıkamış’ta tekrarlamayı planlarlar. Bu operasyonla Batı’da Almanlarla savaşan Rus ordusunun Kafkaslara birlik kaydırmasını sağlayarak Almanların elini rahatlatmayı da hesaplıyorlardı. Ama Tannenberg Savaşı yaz aylarında ve engebeli olmayan bir coğrafyada kazanılmıştır. Enver Paşa ve çevresindekiler, Osmanlı askerine eksi 30 derece soğukta, 2000 rakımlı sarp dağları, 60 cm. karda aşarak Rus ordusunu arkadan çevirme emrini verirler. Böylece, araziyi hiç tanımadan hayata geçirilen saldırı harekâtı sonucunda, 50.000 askerin çoğu ‘mermi bile atmadan’ donarak ölmüştür.

ASKERİ KUMAR PARASI GİBİ HARCAMAK

Yaşanan insanlık dramının birinci sorumlusu, operasyonu bizzat yönetmeye kalkan Enver Paşa ve yine saraydan Behiye Sultan ile evlenerek ‘Albay’ olan yardımcısı Hafız Hakkı Bey’dir. Sarıkamış’ta esir düşen 9. Kolordu Kurmay Başkanı Binbaşı Şerif (İlden) Bey’in deyimi ile, bunlar “askeri, ceplerindeki kumar parası gibi” harcamışlardır. Atatürk’ün kâtibi Yusuf Hikmet Bayur’a yapmış olduğu Sarıkamış değerlendirmesi şöyledir:  “ Enver Paşa hesapsızdır, fikir ve kararların nasıl tatbik edileceğini düşünmeyi teferruat sayar. Askerlikte genel bakımdan bilgisizdir, çünkü tabur, alay vs. gibi birliklere sıra ile komuta etmeden, en çok Makedonya ile Bingazi’de çete ve aşiret vuruşmalarında bulunduktan sonra sırf siyasal destekle en yüksek makamlara erişmiştir… Bu yüzden Enver, bir tümen veya bir kolorduya herhangi bir hareketi emrettiği vakit, o hareketin yapılabilmesi ve beslenebilmesi için nelerin gerektiğini hiç düşünmezdi ve bu emirleri âdeta bir çavuşa 40-50 kişi ile bir tepeyi tutması emrini verir gibi verirdi. Sarıkamış yıkımı bu biçim kıt anlayıştan doğmuştur.”

Evet, bundan tam 100 yıl önce Allahuekber Dağları’nda donarak ölen ve Sibirya’daki esir kamplarında aşağılanan Osmanlı askerlerini rahmetle anmak boynumuzun borcudur. Ama askerleri “kumar parası gibi harcayan” çapsız komutanları ve Napolyon bozuntularını da yerli yerine oturtmalıyız. Macera arayan ve fetih rüyaları görenleri bugün ‘kahraman’ olarak sunmak, Sarıkamış şehitlerine karşı yapılabilecek en büyük saygısızlıktır. Ayrıca, unutmayalım, İttihatçılık ölmedi! Farklı biçimlerde yaşıyor hâlâ…

Askeri kırdıran Enver Paşa’: 100. yılında Sarıkamış’ı anmak.

Sarıkamış harekâtı, kesinlikle bir savunma savaşı değildir. Son derece amatörce hazırlanmış, bir saldırı harekâtıdır. Enver Paşa, Osmanlı askerinin eksi 30 derece soğukta, 2000 rakımlı sarp dağları, 60 cm. karda aşarak Rus ordusunu arkadan çevirmesini istedi. Bu harekât sonucunda, 50.000 askerin çoğu ‘mermi bile atmadan’ donarak öldü.

Bundan tam 100 yıl önce, Sarıkamış’ta bir insanlık dramı yaşandı. Her yıl olduğu gibi, bu yıl da Sarıkamış felaketi yine bir ‘kahramanlık destanı’ veya ‘vatan savunması’ lakırdılarıyla ve militarist bir üslupla anılacaktır. Geçen yıl, Erzurum Valisi Ahmet Altıparmak Sarıkamış’ta şunları söylüyordu: “Türkü, Arabı, Kürdü, Çerkesi her kesimden insanın tek bir amacı vardı, buraya gelerek düşmana karşı bu toprakları korumaktı… bu topraklarda mücadele edenlerin tek amacı Türkiye Cumhuriyeti’nin bütünlüğüne kasteden düşmanlardan kurtarmaktı… Bayrak inmesin, ezan dinmesin diye verilen bu mücadeleyi dinlerken tüylerimiz diken diken oluyor… Hafızası olmayan bir milletin geleceği olamaz.” Sn. Vali’ye ders vermek bize düşmez ama, bazı noktaların altını çizmek gerekiyor:
Sarıkamış harekâtı, kesinlikle bir savunma savaşı değildir. Son derece amatörce hazırlanmış, bir saldırı harekâtıdır. Enver Paşa ve yanındaki aklı evveller, Rus ordusunu çevirerek imha etmeyi planlıyorlardı.

Evet, Osmanlı toplumunun değişik kesimlerinden her unsur (Türk, Kürt, Arap, Çerkes vs.) orduda bulunuyordu, ama başkaları da vardı! Örneğin, Sarıkamış’ta Ruslara esir düşen 83. Alay Kumandanı Binbaşı Ziya (Yergök) anılarında Köprüköy Savaşlarında bacağından yaralanan Erzurumlu Teğmen Vahan Pastırmacıyan’ın kahramanca savaştığını anlatıyor. Taşnak Partisi Mebusu Karekin Pastırmacıyan’ın (kod ismi, Armen Garo) kardeşi olan Vahan Efendi’nin “savaşta gösterdiği yararlık nedeniyle” 18 Eylül 1915’te Enver Paşa tarafından maaş artışı ile ödüllendirildiğini arşivlerden öğreniyoruz.

1914 yılında Sarıkamış’ta telef edilen askerlerin 1923’te kurulan “TC’nin bütünlüğüne kastedenlere karşı” savaştığını söylemek biraz zor! Eğer, devletlû takımındaki “hafıza” buysa, bendeniz gelecek hakkında çok endişeliyim!

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.