DOKUZSELE RUHU

31 Mayıs 2013
0 Haber Yorum

Herkes geçmişi özlüyor ama dönmeye niyeti olan da hiç yok.

DOKUZSELE RUHU 

Araştırmacı Yazar Mehmet Keyvanoğlu’nun ilk yazısı Dokuzsele çayı oldu. UŞAK İÇİN ESKİDEN BİR AKARSUYDU(*),ŞİMDİ SADECE AKARSU. Sevdiğim bu şehrin ruhunu bulamıyorum. Adımladığım her sokak ve cadde bana ne kentin ruhunu veriyor ne de ruhuma sükûn. Dokuz sele çayı yağmur ve karın etkisiyle biraz temiz ve coşkun akıyor diye onu seyretmeye gidiyorum. Çocukluğumun Dokuz Selesini düşünüyorum. Son yazımızda Uşak’ın hafızasını Dokuz Sele’ye bıraktık gitti, onu götüren Dokuz Sele’de iflah olmadı demiştik.’’Nitekim belki de binlerce yıldır akan bu dere son 25-30 yılını esarette geçiriyor. Üzerindeki köprülerde iflah olmadı. Halı pazarına geçişi sağlayan biri tek gözlü, diğeri iki gözlü( yaklaşık 750 yıllık) iki taş köprü şimdi yok geri kazanılması da mümkün değil. Çanlı köprü( yaklaşık 900 yıllık) moloz ve toprak yığınları arasında kaybolmuş durumda. İçler acısı haliyle direnmeye çalışıyor. Üstelik hazine avcıları tarafından da delik deşik edilmiş.
 
Artık Dokuz Sele’yi esaretten kurtarıp üstünü açma zamanı gelmedi mi? Akacak temiz su ile Uşak’ın gerdanlığı olmayı hak etmiyor mu?
 
Gözümde geçmiş canlanıyor, cıvıl cıvıl olan filancıların evi harap, viran, camı çerçevesi yok. Sessizliğin sesini duymak çokta zor olmuyor.
 
Doğduğum büyüdüğüm sokak çok mu farklı? Falancaların evi yıkılmış boş bir arsa. Diğerleri beton olmuş. Artık onları geri getirmenin imkânı yok.
 
Kurutulacak biberlerini seren, tarhana yapma, salça sıkma telaşı içindeki nur yüzlü anneler-teyzeler yok. Şairin dediği gibi o iyi insanlar iyi atlara bindiler gittiler. Çocukları onların tatlı telaşını yaşayamıyor. Galiba yaşamakta istemiyor. İstese de yaşayamıyor.
 
Her köşe başımdaki çeşmelerimiz, kuyularımız nerede? Nereye gitti dibek taşlarım? Evlerin duvarlarına tırmanan asmalarımıza ne oldu? Cız oynayan met-değnek oynayan çocuklar büyüdü mü? Ne kadar da çabuk büyüdüler?
 
Herkes geçmişi özlüyor ama dönmeye niyeti olan da hiç yok.
 
Geçmişe özlem duymanın da galiba mantığı yok.
 
Doku Sele deresini seyretmeyi zevk edinmeyen, Eybek mahallesinin sokaklarında gezinmeyi iş edinmeyen,1 Eylül günü salalar verilirken gözleri yaşarmayana ben UŞAK’ lı demem.
 
 
Not: Bu yazı 15.08.2012 yılında Uşak Ufuk Gazetesinde yayınlandı. Dokuz selenin esaretten kurtulması Uşak’lı olarak özlemlerimizden bir tanesi idi. Bunun gerçekleşmeye başlaması bizleri bir hayli mutlu etti. Uşak Belediyesi ve Devlet Su İşlerine çok teşekkürler. En kısa zamanda bitmesi dilek ve temennilerimle…
 
              
Mehmet KEYVANOĞLU
 
 
 

 

Yorumlar(0)
Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*

E-posta*
(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*




(Yukarıdaki güvenlik kodunu giriniz)
AnketAnket



Son YorumlarSon Yorumlar
Anasayfa'ya Git Anasayfa
Foto Galeri Foto Galeri
Video Galeri Video Galeri
Yazarlar Yazarlar
Yazarlar Künye
Yazarlar İletişim
Bu sitede yayınlanan içerik izinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım: Codec Haber