Türkiye’de asgari ücret neden düşük, yükseltilebilir mi?


SAİD ÖNDER ALBAYRAK

SAİD ÖNDER ALBAYRAK

Okunma 09 Ekim 2015, 00:00

Güzel ülkemiz Türkiye’de partileri iktidar yapan, iktidarları koltuğundan edebilen çok güçlü bir etken ve tartışma konusudur, asgari ücret miktarı. Bu tartışmalar ne yazık ki genel olarak kıttır ve bazen çok sürrealist-gerçek dışı, gerçek üstü- fikirleri bazende ne yazık ki işçinin çıkarına ve sermaye sahiplerinin yararına acımasız tutumlara şahitlik etmektedir. Eğer asgari ücreti tartışmak istiyorsak, öncelikle asgari ücretin ne olduğunu, kimlerin bu ücrete tabii olduğunu ve ücretin düşük olmasının nedenlerini irdeleyelim ardından bir arttırmanın mümkün olup olmadığını değerlendirelim.

Asgari ücret nedir?

Asgari ücret, İşçi olarak bir kurum, üretim tesisinde kaydı yapılmış bir işçinin haklarını, yaşam hakkını korumak ve güvence altına alabilmek için devletin yetkili kurumları tarafından ülkenin ekonomik koşulları-açlık sınırı vs gibi etkenler- göz önüne alınarak işçiye ödenebilecek minimum-asgari- maaş/ücrete denir.

Çıkarılması gereken dersler: Asgari ücret, devlet tarafından değil, üretici/sermaye sahibi tarafından ödenir. Bu sebeple asgari ücretin düşük olması konusunda devletin eleştirilmesi haklı olsa da, sermaye sahipleri etkenini unutmamak gerekir-yazının devamında açıklanacaktır, yüksek asgari ücretler yatırımların maliyetinin artmasını doğurur-

Türkiye’de 2015 yılının 2. yarısında belirlenmiş olan brüt asgari ücret 1.273,50 TL dir. Yapılan çeşitli kesintilerle bu ücret net olarak 1000,54 TL‘ye düşmektedir.

Brüt ve net ücret arasında ki fark nedir?

Brüt ücret, iş veren tarafından işçi için harcanan miktarın tamamıdır.
Net ücret, iş verenin ödediği brüt ücretten devletin aldığı fon ve vergilerin çıkarılması sonucu işçinin cebine giren ücretin tamamıdır.

Ülkemizde vergilerden sorumlu olan, idaresini yapan kurumun adı “Gelir İdaresi Başkanlığıdır” çünkü vergiler, devlet geliridir. Ülkemizde asgari ücret üzerinden yapılan kesintileri ve son miktarları görebileceğimiz web adresi Gelir idaresi başkanlığının resmi internet sitesinde yayınlanmaktadır:

ASGARİ ÜCRETTEN YAPILAN GELİR VERGİSİ VE DAMGA VERGİSİ KESİNTİLERİ

(01.07.2015 – 31.12.2015)
ASGARİ ÜCRET 1.273,50-TL
SSK PRİMİ % 14 178,29-TL
İŞSİZLİK SİGORTASI FONU % 1 12,74-TL
 GELİR VERGİSİ %15 72,26-TL
ASGARİ GEÇİM İNDİRİMİ(*) 90,11-TL
 DAMGA VERGİSİ % 07,59 9,67-TL
KESİNTİLER TOPLAMI 272,96-TL
NET ASGARİ ÜCRET 1000,54-TL

 

Kaynak: http://www.gib.gov.tr/fileadmin/user_upload/Yararli_Bilgiler/damga_asgari.html

Brüt ücret ve net ücret arasında ki 272 liralık fark hangi sebeplerden kaynaklanmaktadır?

İşte asgari ücret tartışmalarında devletin eleştirildiği ve tartışmaya en açık noktası bu kesintiler daha doğrusu kesintilerin miktarıdır. Bu durumu daha iyi analiz edebilmek için kesintileri teker teker inceleyelim.

SSK Primi %14
SSK(Sosyal Sigortalar Kurumu) primi, işçi için SSK kurumuna ödenen miktardır. Bu miktar güncel olarak 178 TL dir. Ödenen bu prim, işçinin sigortası ve emekliliği için biriktirilen paradır. Peki bu primin alınması, işçiden kesilmesi adil mi? Nasıl olmalı?
Bu tartışmanın kesin bir sonuca varması mümkün değil, çeşitli ekonomik görüşler bu konuda farklı fikirlere sahip olabilirler. Ancak bu miktarın nihayetinde işçi için biriken bir miktar olduğu ve emeklilik zamanında bu paraya ulaşacağını bildiğimiz için bu primin kaldırılmasını teklif etmek mantıklı gözükmemektedir. Ancak bu konuda ki % tartışmaları çok hassas ve SSK’nın bu paraları nasıl biriktirdiğiyle alakalı bir durumdur, konunun dışına çıkmak ve derinliklerine girmek istemediğim için bu maddeyi bu şekilde sonlandırıyorum.

İşsizlik Sigortası fonu %1
Yine Sosyal Sigortalar kurumunun kasasına giden bu ödeme, bir şekilde işsiz kalan, çalışamayan vatandaşlarımız için oluşturulan fon için kullanılmaktadır. Devletin yine kendi vatandaşlarına ödeyeceği işsizlik maaşı için bir gelire ihtiyacı vardır, bu gelirin başka yerlerden başka şekillerde de alınabileceği gibi, çalışan vatandaşlarından direk alarak işsizlere aktarması, haklı ve mantıklı bir durumdur, eleştirilmesi adaletsiz olabilir.

Gelir Vergisi %14
Bu durumu konunun sonunda değerlendireceğim.

Asgari Geçim İndirimi
Bu miktar, işçinin medeni durumuna ve çocuk sayısına göre belirlenmekte ve brüt ücretten düşülerek, vergi dışında tutulmaktadır. Güncel bilgiler için resmi bir siteden bağlantı bulamadım.

Damga vergisi %0.7
Tartışmaya, konuşmaya değmeyecek kadar cüzi miktarda vergi yaklaşık 10 TL ye tekabül ediyor, kaldırılabilir.

 


GELİR VERGİSİ %14

İşte asgari ücret tartışmalarının en çok konuşulan noktası, asgari ücretlilerden alınan gelir vergisi. Gelir vergisi adından da kolayca anlaşılabileceği gibi gelir üzerinden devlete ödenen vergidir, yani bu vergi bir şekilde kayıtlı geliri olan kişilerin ödemek zorunda olduğu vergidir.

Gelir vergisi tartışmalarında en büyük payı bu yüzdelik dilimin payı almaktadır, bazı radikal görüşlü kimseler bu verginin tamamının kaldırılması gerektiğini de düşünürler ancak günümüz şartlarında bu fikir uygulanabilir olsa da, ses getirecek bir baskısı olmadığı için değerlendirmelere alınmıyor.

Başka ülkelerde bu vergi oranı nedir?

Bizimde üyesi olduğumuz ve rakiplerimiz diyebileceğimiz OECD ( bilmeyenler için Oecd hakkında detaylı bilgi için: https://tr.wikipedia.org/wiki/OECD ) ülkeleri istatistiklerine bakar ve bir değerlendirme yapalım. Bu değerlendirme için öncelikle İngilizce olarak bulabildiğim kaynak: http://stats.oecd.org/index.aspx?DataSetCode=TABLE_I7 Bu linkte, OECD’nin resmi sayfasında organizasyona üye olan ülkelerde işçilerden alınan gelir vergisi ve güvenlik/sigorta kesintilerinin %lik oranları listelenmektedir.

Tabloyu şu şekilde analiz edebiliriz. Türkiye %lik oranlara baktığımız da bir işçiden/çalışandan ortalama %35 oranında bir vergi/kesinti almaktadır.(not burada bütün vergi dilimleri dahildir) OECD ülkeleri ise ortalama %40 civarında bir kesinti yapmaktadır. Dolayısıyla ülkemizde bu vergi oranı diğer ülkelerle kıyaslanınca çokta yüksek değil ama ortalamanın da altında değildir.

Yüzdeler üzerinden bakacak olursak, şanslıyız ama tablonun en son sütununda yer alan bilgi ortalama ücrettir. Oraya baktığımızda Türkiye’de ücretlerin ne kadar düşük olduğunu görebiliriz, konu dışı olduğu için geçiyorum.

Asgari ücreti vergilendirmek ne kadar doğru?

Bu soruyu yanıtlayabilmek için Türkiye’de brüt asgari ücretin hangi şartlar değerlendirilerek belirlendiğine odaklanmalıyız.  Türkiye’de düşünce olarak 4 kişilik bir ailenin lüks harcamalardan arındırılmış, hayatta kalmak için ihtiyaç duyduğu harcamanın ortalamasının( açlık sınırı) üzerinde tutulmaya çalışıldığını -ve ne hikmetse bunun pek üzerine çıkılmadığını- biliyoruz.

Türkiye’de hem Tüik verilerine hemde Türk-İş’in Ağustos 2015 bültenine baktığımızda 4 kişilik bir ailenin açlık sınırının 1.345 TL olduğunu görüyoruz.

Türkiye’de brüt asgari ücret, açlık sınırının altında.

Yukarıdaki sebepler, bizi asgari ücretten alınan gelir vergisi oranını tartışmaya itmektedir.

Gelir vergisi adil mi?

Bütün dünyada kabul gördüğü üzere, devletler yatırım yapabilmek için kaynağa/gelire ihtiyaç duyarlar ve bu geliri de vatandaşlarından aldığı vergiler ile sağlarlar. Verginin alınması kabul, peki bu vergi başka yollarla toplanamaz mı?

Ekonomik olarak değerlendirdiğimizde hali hazırda iş verenin cebinden çıkmış olan gelir vergisi, devletin kasasına gitmek yerine tamamıyla işçinin cebine girmiş olsaydı, ne olurdu? Devletler, hepimizin bildiği gibi yaptığımız harcamalardan vergi toplarlar, kesilen her fiş vergilendirilmiştir. İşverenin cebinden çıkarak devletine kasına girmiş olan bu miktar, çeşitli yatırımlarla halka/ülke ekonomisine geri döner, yani bu para ekonomide harcanır ancak harcayan devlettir ve bunun adı kamu harcamasıdır.
Eğer bu para işçinin cebinde olsaydı, işçi bu parayı erzak, konut, giyim gibi çeşitli vesilelerle harcayacağı ve doğal olarak fişleneceği ve yine bir başkasının (satıcının) geliri olacağı için bu para ekonomiye yine aynı oranda katkı sağlayacaktır.

Yani gelir vergisinin tamamının işverenin cebine girmesi, ülke ekonomisi daraltmayacak ancak halkın cebinde daha fazla para olacağı için halkın refahını yükseltecek hatta bir ihtimal, ufak üreticilere yönelik tüketimleri artıracağı için ekonomide olumlu bir etkide yaratacaktır.

Devlet brüt ücreti neden arttırmaz?

Çünkü brüt ücret, işverenin cebinden çıkmaktadır ve devletler kendi vatandaşlarına iş veren, yatırım yapan sermaye sahiplerinin çıkarlarını bir anlamda korumalı, yeni yatırımlar için çekici olmalıdır. Brüt asgari ücretin artması demek, işçi maliyetlerinin artması dolaylı olarak üretim maliyetlerinin artmasıdır. Devletlerin dayatma yoluyla yüksek brüt ücretleri sermaye sahiplerini kaçırabileceği için çok mantıklı bir yol olarak gözükmüyor ancak çeşitli teşvikler, yeni kamu yatırımları ve yine vergilerde yapılacak düzenlemelerle sermaye sahiplerini de ezmeden, brüt asgari ücretlerini yukarı çıkarmanın bir yolunu bulmak mümkündür.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.