GEÇMİŞTEN BİRİ

...VE YİNE AYNI YERDE, AYNI ZAMANDA BEKLEYECEĞİM SENİ...
 

 Uzun yıllardır görüşemediğimiz edebiyat öğretmeni sevdiğim bir arkadaşım internet üzerinden beni buldu. Özlemişim edebiyat üzerine, hayat üzerine onunla konuşmayı. Öğrencilerinin yazdığını söylediği şiirler ve yazıları bana yolladı, hem şiirler hem de yazı bir harikaydı. Zaten arkadaşımın öğrencilerinden de bunu beklerdim. Yazıyı ve “Ses Ver” adlı şiiri sizlerle paylaşmak isterim. Arkadaşıma da buradan sevgilerimi iletiyorum.

 
“Söz verdiğimiz yerde buluştuk
söz verdiğimiz zamanda değil..
ben yirmi yıl erken gelip bekledim,
sen geldin,  yirmi yıl geç..
ben seni beklemekten yaşlıyım,
sense beklettiğin için genç...” 


Yıllarca bekleyip düşlerindeki sevgiliye kavuşamayan şairin sitemidir bu dizeler...

            Benim de, üzerinde yürürsem kanatacağından korktuğum hayal kırıklarım oldu hep.. Beklemekten yorulduğum, umut etmekten usandığım düşler...

Ne zaman ki büyüdüm, olgunlaştım; hayallerim de değişti, hayata bakış açım da..  İlk olarak anlamsız korkularımı yendim,  sonra da gereksiz heveslerimi, günübirlik sevgilerimi...

Hani bir “yiğit asker” vardı, yıllar öncesinden.. Hatırlarsınız; benimle iftihar eden, bana güvenen... “Sen geleceğin ümidisin, ışıklı çiçeğisin...”diyen... İşte o büyük komutan kavuşturdu beni hakikate, asıl sevgiliye...

“Çok zekisin! .. Bu belli. Fakat zekânı unut! .. Daima çalışkan ol...” ilkesiyle yoğurduğu yüreklerin “makus talihi”ni yenen bu cengaver, tam bağımsız, çağdaş ve ileri medeniyetler seviyesine layık  bir genç olabilmem için çalıştı hep.. Yaratıcı zihniyetiyle sürdürdüğü mücadelesini sabır ve disipliniyle başarıya ulaştırdı. Yaptığı işlerin tamamını akla ve mantığa dayandırdığı içindir ki; bir süre sonra hedefine ulaşması kaçınılmaz oldu. Engeller karşısında yılmadan mücadele edip en ümitsiz zamanlarda bile umudunu kaybetmedi. Atalarımı, bayrağımı ve toprağımı yüceltmek için çalıştı günlerce...

Kurduğu cumhuriyet,  yaptığı inkılâplar ve kazandığı zaferlere rağmen gurura kapılmadan yol aldı yeni ufuklara... İç ve dış düşmanların çokluğuna rağmen başlattı Milli Mücadeleyi.. Peki, ya sonuç?

İnsan ve millet sevgisiyle yanan kalbin idealistliği, hayalcilikten uzak rehberliği sayesinde, tabii ki zafer.

İşte ben o gün tanıştım / tanıştırıldım o sevgiliyle..

Uğruna ne kanlar dökülüp ne yüreklerin dağlandığı “hürriyet”le...

İşte ben tam manasıyla o gün doğdum. O gün yaşadım dönülmez sevdayı, hürriyet aşkını...
 
Bu yüzdendir ki, Milli Şairimiz Mehmet Akif’in;   
   
          “Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale; 
            Bana hiç tasmalık etmiş değil, altın lale!” mısraları kulaklarımda hala çınlamakta;
 
         “Vatan Şairimiz” Namık Kemal’in,
 
           “ Ne efsunkâr imişsin ah, ey didâr-ı hürriyet
            Esîr-i aşkın olduk, gerçi kurtulduk esâretten” 

 
“Ne büyüleyiciymişsin, ey hürriyetin güzel yüzü! Tam esaretten kurtulduk derken, şimdi de aşkının esiri olduk” dizeleri ise yüreğimde yankılanmaktadır.

Öyle ki; Atamın “Birgün ulusu, sizin gibi beni anlamış gençliğe bırakacağımdan çok memnun ve mesudum.” sözleri beni onurlandırmakta; ülkemi ve milletimi bölünmez bütünlüğüyle sevip korumam yönünde bana hep öncü olmaktadır. “Fikren Atatürk Ve Gençlik İle İlgili Yazı ilmen Atatürk Ve Gençlik İle İlgili Yazı fennen kuvvetli; erdemli Atatürk Ve Gençlik İle İlgili Yazı yüksek karakterli Atatürk Ve Gençlik İle İlgili Yazıbilimden güç alan ; fikir eğitimiyle olduğu gibi beden eğitimiyle de yeteneklerini geliştirmiş; güzel sanatları seven; yorulmak bilmez derecede çalışkan” bir gençlik isteyen Ulu Önder’in umutlarını yeşertmek ve yaşatmak benim en asli görevimdir. Ne mutlu bana ki; geçmişini unutmayan, geleceğine sahip çıkan, meyvelerini “atasına, vatanına, bayrağına” bağlı olarak yetiştiren bir milletin çocuğuyum.
 
Size söz veriyorum ki; yılmayan bir azim, coşku ve gururla çalışıp beni bugünlere getirenlere layık olmaya çalışacağım.
 
Bu arada seni de unutmadım ey sevgili, ey medar-ı iftiharım, ey hürriyet!
 
Sana da derinlerden, gönlümde iz bırakan dizelerle seslenmek istiyorum, saygıyla:
 
“Bir pınarsın içilen; ama hiç kanılmayan,
  Seveni yanıltmayan, sevince yanılmayan...
 Özlenen sen, özleyen sen, özleten sen..
 Varken doyulmayansın, yokken dayanılmayan..”
 
Öyle ki; son nefesime kadar içeceğim pınarlarından, kana kana, hiç yorulmadan...
Doyasıya öpeceğim eteklerinden, ilmik ilmik, hiç usanmadan...
İnadına yürüyeceğim zamana, seninle, el ele...
Bil ki; yüreğimle, bileğimle koruyacağım seni,
“Ve yine aynı yerde, aynı zamanda bekleyeceğim seni, sadece seni...”                                  
                                                                         
Bir de şiir ekleyeyim yine çok anlamlı ve hoş;
 
SES VER!
Ses ver, ufukların ötesinden,
             Mazinin uçsuz bucaksız derinliğinden…       
             Bakmaya kıyamadığın, al yazmalı yârinden,
             Boğazına düğümlenen, sana saklı sözlerden…
             Anamın yaşlı gözlerinden,
             Kına yakılan, soğuk ellerinden..                                                                           
Ses ver ne olur, kundaktaki bebekten, güne bakan çiçekten,
           eğilmeyen felekten,   bükülmeyen bilekten,
           Sırtındaki tüfekten,  namlundaki yürekten...
           Ses ver ne olur, ses ver...                    
Ses ver yokluğuna ağlayan buluttan,
           varlığına bağlayan umuttan..
           ölümü hiçe sayan vücuttan,
           sıradışı yazan, yazdırılan kitaptan...
Ses ver nazlı bağından, karlı dağından,
        suya düşen ayından, baharından, yazından,
        ruhunu saran imandan, dilinden düşmeyen duandan…                
        yarım kalan sevdandan, zaferlere gebe yarınından...                                         
Ses ver ne olur ,  “İstiklal” aşkıyla yanan atandan,
       tutuşarak şahlanan  “Ata”mdan,
       uğruna toprağa yatan binlerce candan..
       Erzurum’dan, Sivas’tan, Samsun’dan,Bandırma’dan..
       Emanetin vatandan,bayraktan ve bayramdan ses ver..
Ses ver gençliğimden, sılaya yakın geleceğimden,
    Düşlerle örülü bahçemden, sırlarla süslü kaderimden,
    Her şeyden ama her şeyden ses ver, ses ver ne olur..
Ses ver,seslen ki ;bileyim geçmişimi,gündüzümü,gecemi..
     yad ellere yar etmeyeyim istiklal ve istikbalimi..
    Tutayım sımsıkı, kardeşimin elini,“hürriyet meş’alesi”ni...
    Tutayım ki; onurla yaşayayım, toprağımın tahtında,
    Gururla can vereyim, bayrağımın altında!           

 


Yorumlar()
Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*

E-posta*
(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*




(Yukarıdaki güvenlik kodunu giriniz)





 
 
AnketAnket



Son YorumlarSon Yorumlar
Anasayfa'ya Git Anasayfa
Foto Galeri Foto Galeri
Video Galeri Video Galeri
Yazarlar Yazarlar
Yazarlar Künye
Yazarlar İletişim
Bu sitede yayınlanan içerik izinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım: Codec Haber