YENİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI BAŞLIYOR...

Yeni  Eğitim öğretim yılı başlıyor(2018-2019). Bir milletin geleceğini belirleyecek olan bu kurumlarda 17 milyon öğrenci ve bir milyonun üzerinde eğitimci görev alacak, milyonlarca veliyi de ilgilendirecek. Çağdaşlaşmanın, modernleşmenin, kalkınmış ve mutlu bir toplum olmanın yolu da şüphesiz ki eğitimden geçmektedir. Yeni öğretim yılına girerken işin içinden gelen yeni bakandan milletimizin beklentileri var.
Yıllarca problemli eğitim sistemine çözüm bulunamadı. Eğitimde millî, manevî, insanî, ahlâkî ve kültürel değerlerimizi kendimize kılavuz yapamadık. Toplumumuzu büyük kılan, tarihe şan veren milletimizi cihan milleti yapan değerleri içtenlikle benimseyerek yüceltmek için gerekli çaba harcanmalıdır.
Bir şeyi imar ederken başta eğitimle gençlerin ihya edilmesi şarttır. Bir insandan bir toplum bir medeniyet inşa etmek istiyorsanız onun fıtratına kültürel değerlerine göre yetiştirmelisiniz. Eğitim sadece bilgi yüklemesi değil kişilikli, donanımlı üretken, sorgulayan bireylerin toplumun değerleriyle barışık yetiştirmesi sağlanmalıdır.
Sevgisiz, hedefsiz ve idealsiz eğitim başarılı olamaz. Eğitim fertleri yetiştirici ve kabiliyetleri geliştirici olmalıdır. Eğitim çocuğun fıtratını bozacak tarzda olmamalı. Bilgiye ulaşma bilgiyi doğru yerde doğru zamanda kullanacak eğitim olmalı. Okullar da çocuğun yaşam alanları içine girmeli…
Okullarımızın fiziki yapısını ve donanımını geliştirmekten ziyade içindeki öğrencilerin ruhsal yapılarını zenginleştirmeli ve güçlendirmeliyiz. İlköğretim ve Lise öğrencilerini okul içerisinde cep telefonlarından uzak tutmalıyız. Okumayı araştırmayı üretmeyi geliştirici projelere ve ödüllendirmelere önem verilmelidir.
Çağdaş Eğitim sisteminde uygulamalı eğitimin öğrenciye görsel, işitsel ve dokunsal olarak gelişimini sağlamak, eğitimdeki verimi yakalayabileceği bir eğitim sistemini hayata geçirmeyi amaçlanmalıdır. Yoksa 27 Aralık 1949 yılında, ABD ve Türkiye Cumhuriyeti arasında ikili gizli bir anlaşma ile toplumun temel dinamikleri yerinden oynatılmış, milli kimliğiyle ilgili genleriyle oynanmaya başlanıştır. Yapılan bugüne kadar süre gelen Fulbright anlaşması bizlerin yerli ve milli kimliğini bozduğundan bu anlaşmadan vaz geçilmelidir.
Hazırlanacak müfredat programları kimliğimize ve kültürümüze uygun ve ders kitaplarının yerli, milli düşünen komisyonlarca hazırlanmalıdır. Kadim devletin kültürel mirası da kadim olmalıdır. Büyük Türk milletinin geçmişinden ilham alarak feraset ve basiretle meselelere çözüm üretilmeli, Milli eğitim konusunda şuralar toplanılmalıdır. Bu şuralara ve çalıştaylara her ilden temsilci ve özel okullardan da temsilcilerin katılması sağlanarak proje görüş ve dosyalar alınmalıdır.
Bunun yanında öğretmen kalitesini artıracak orta okuldan sonra başlayıp yüksek okulda bitecek öğretmen okulları silsilesi olmalı iyi bir eğitime donanımla yetişmiş öğretmenlerimize sahip olunmalıdır. Herkesin gidebileceği düz liseler yanında meslek liselerin önemi artmıştır, bugün usta aranırken meslek liselerinden yetişmiş hem alaylı hem mektepli üretken ustalar bulunamaz olmuştur.
Öğretmenlerimiz bu ülkenin evladı olarak ülkeye hizmeti en büyük erdem sayarak gerekli özveride bulunmalı geleceğin faydalı bireylerini topluma kazandırmalıdırlar. Kendisiyle ve toplumla barışık, kendine saygı ve güven duyan, emeğe, hür ve bilimsel düşünceye değer veren, kendisine ve topluma faydalı bireyler, bir insan tipi yetiştirmek öğretmenlerin en büyük görevi olmalıdır.
Öğrencilerimiz de araçları amaç edinmeden kendilerine olan güvenlerini artırmalı, umut, ahlak ilkeleri içerisinde devletin milletin bir ferdi olarak sorgulayan üreten sorumlu fertler olma yolunda gayret göstermelidirler. Öğrenci başarılarını ödüllendirmek okulla kaynaşmalarını sağlamak başarılar sorunları çözecek ilkeleri ortaya koyacak bir ekip çalışması yapılmalıdır. Öğretmenlerimize de devletin, toplumun, öğrencilerin ve insanımızın verdiği değeri belirtmek, onları onurlandırmak gerekir.
Eğitim insan ve toplumların değişmesini sağlayacak en önemli faktörlerden biri olduğuna göre yapılacak iş; bir toplumun bütün kültürünü nesiller boyunca nakletmektir. Eğitimin birinci görevi, kültürü geleceğe taşımaktır. Nesilleri bu kültür etrafında toparlamaktır. Genç nesillerin ve kitlelerin donanımlı ve eğitimli olması ülkenin kalkınmasında etkili olacaktır. Eğitim özel sosyal bir politika konusu değil, bizzat ana sosyal politika olgusu olmalıdır.  Sağlıcakla kalın.

 

Yorumlar()
Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*

E-posta*
(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*




(Yukarıdaki güvenlik kodunu giriniz)


AnketAnket



Son YorumlarSon Yorumlar
Anasayfa'ya Git Anasayfa
Foto Galeri Foto Galeri
Video Galeri Video Galeri
Yazarlar Yazarlar
Yazarlar Künye
Yazarlar İletişim
Bu sitede yayınlanan içerik izinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım: Codec Haber